Nesne ilişkileri teorisi, biyolojik tabanlı güdülere (id gibi) daha az önem veren ve kişiler arası ilişkilerin tutarlı kalıplarına daha fazla önem veren psikanalitik teorinin bir varyasyonudur. Kuramın kurucusu Melanie Klein, kişinin kendisini özne, geri kalan her şeyin nesne olarak kabul etmiştir. Bu nedenle teorinin ismi “Nesne” ilişkileri teorisidir.

Nesne ilişkileri teorisyenleri insan davranışının ve kişilik gelişiminin birincil motivasyonunu cinsel zevk değil, ilişki kurma ihtiyacı olarak görür. Melanie Klein kuramı oluştururken bebeklik dönemindeki anne ilişkini incelemiş ve parçalı algı dünyasının, varoluş anksiyetesine yaptığı etkileri gözlemlemiş. Bugün kavram, daha ayrıntılı gözlemlerle, ilk ortaya konduğunun çok ötesine geçerek ve iletişim kuramı gibi diğer bakışlarla da ilişkilendirilmiş, bizlere insan ilişkilerini anlamada yol göstermiştir.

Kuramın temel ögelerinden bir tanesi olan yansıtmalı özdeşim, içimizdeki bir şeyi bir başkasına atfetmenin bilinçsiz eylemidir. Genellikle (her zaman değil) yansıttığımız “şey” istenmeyen bir duygu veya özelliktir. Örneğin, kendi beden imajı hakkında iyi hissetmeyen bir kişi, arkadaşını gördüğünde şöyle düşünebilir, “Hmm, çok fazla kilo almış gibi görünüyor.” Şimdi, eğer arkadaşı aslında çok fazla kilo almış olsaydı, kişi gerçeği doğru bir şekilde gözlemleyecekti. Fakat arkadaşı kilo almadıysa, kişinin kendi algılanan çekiciliğini arkadaşına yansıttığını söyleyebiliriz. Kişi bu durumda gerçeği açıkça algılama yeteneğini çarpıtmıştır.

Bu örnekte olduğu gibi yansıtmalı özdeşimler, ilişkilerimizde kaçınılmaz bir biçimde yer almaktadır. Kuramın, insan olma, benlik gelişimi süreçlerinde ve ilişki kurma biçimlerindeki yerinin iyi anlaşılması, psikopatolojilerin doğasının anlaşılmasının yanı sıra insan ilişkilerindeki birçok sorunu çözmemizde yardımcı olabilir.

Bu makale, yazar tarafından sosyomatch.com için hazırlanmıştır, tamamının veya bir kısmının izinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır.